meriba. hellooo. selamın aleyküm.
selam vermek çok güzel bir eylem.
hangi dilde, hangi dinde olursa olsun.
kasabamda hayat sakince ilerliyor.
kürtçe bilmediğimi bilen pislik öğrenci velisi bana laf attı bugün.
evet kürtçe bilmiyorum ama kürtçe tahmin edebiliyorum.
çünkü benim beynim biyük!
bisbiyük. içi de akıl, zeka flm dolu.
ziyanı yok. sağlık olsun.
bu lafı da çok severim sağlık olsun.
_yağmurr ya keşke bizimde bi cipimiz olaydı.
_amaaan, napalım sağlık olsun.
heh işte ben buyum.
güzel günler.
10 Kasım 2011 Perşembe
6 Kasım 2011 Pazar
istiyorum
bol mazılı bir yerdeyim. ama aklına sakın deniz kıyısındaki mazı gelmesin. ordan çok uzak. burda da güzel yerler var tabi görülmeyi bekleyen. günlerimi karar(sızlık)lar içinde geçiriyorum. sanırım benim karakterim böyle. bişiylerı aklımda çevirip tatminsizlikler yaratmadan olmuyor, olmaycakta. akşamlarımı çayla boyuyorum. güzel oluyor doğrusu. dinleniyorum. bazen yanında börekte oluyor. o vakit daha bi iyi tabi. telefon konuşmaları yapıyorum günlük. iyi olduğumu bildirmem gereken kişiler var. iyiki varlar. bugün bayram. kime bayram? bilmiyorum. çok bi düzen karşıtı olmaya başladım. büyümek iyi gelmiyor sanırım. böyle istiyorum ki devrim yapalım gençlerle. bunu bile istiyorum. istemek durdurulamaz. sadece isteyebiliyorum. çünkü burada elektrikler kesilince dua ediyoruz 'inşallah gelir' diyerekten. bu konuda bile acizken. . . istiyorum.
4 Kasım 2011 Cuma
el
ben bi arkadaşcığımın yazdığı 'sorun değil canım' cümlesindeki 'canımın' 'canım benım' gıbı mı yoksa ' hadi ordan canııım' cümlesindeki anlama mı geldiğini çözmeye çalışırken neler oluyor? güzel şeyler olmuyor. izliyorum, dua ediyorum. zavallılığımı hisseddiyorum. bir mazı ağacı olsam daha mı yararlı olurdum diyorum. yüzler görüyorum eller görüyorum. yüzlerde acı var ama ben hep elleri görünce ağlıyorum. hayatta beni en çok hüzünlendiren şey eller. eller sanki daha içten, daha unutulmuş oldukları için belki de; daha sahici.. ellere bakıyorum. küçükken dedemin ellerine bakardım hep. çok sertti dedemin elleri. çok karaydı ve çok iri. sarıldığında sırtımda ellerinin sertliğini, çatlaklarını hissederdim. dedem çok çalışırdı çünkü, elleri her daim bir iş tutardı. eller görüyorum, bedenlere göre iri eller. çok çalışmaktan küçük yaşta irileşmiş, çatlamış, yorgun eller. ağlıyorum. kim bilir o eller neler yapmak zorunda kaldı, nasır tuttu erken yaşta. ekmek tutan küçük eller.. gözyaşı silen iri eller.. toprak kazan güçlü eller.. umutlu eller.. sabırlı eller.. öpmek istiyorum o elleri ve acılarına ortak olmak..
bir mazı ağacı olsam Mazı-da belki bir gölgem olurdu, daha çok el bana uzanırdı.
bir mazı ağacı olsam Mazı-da belki bir gölgem olurdu, daha çok el bana uzanırdı.
9 Haziran 2011 Perşembe
ağabey
şimdi ben 5 aydır yaşadığım köyde 4 ayını geçirdiğim yerin ardından 1 aydır başka yerde yaşıyorum. biliyorum cümle bozuk oldu. ziyanı yok beş aydır düzgün olan bişiy yok zaten. 5 aydır şöyle bi süreç oldu:
-yağmur şöyle davransan doğru olur.
-yağmur bir türlü şöyle davranamaz.
-yağmur yine şöyle davranamadın, kendine verdiğin sözü tutamadın. damm it!
işte böyle günler geçer 1 hafta kalır. lakin yine bişiy değişmez. her yeni gün yeni sinir bozucu şeyler olur. gel de takılma. yapacak hiç bişiy yok.
ve insan davranışlarını gözlemlemeyi. üstüne düşünmeyi, çıkarımda bulunmayı seviyorum. en son gözlemimi yazmalıyım.
ŞİŞKİN TÜRK ERKEĞİ EGOSU!
günlerdir gördüklerimi yedim. başım ağrıdı. hezamanki gibi sana canlı muamelesi yapıp anlatacağım. beni desteklediğini düşünüp rahatlayacağım.
çünkü 5 aydır desteklenmek istiyorum. ne yapmışsam ne demişsem. 'evet yağmur haklısın' denmesini istiyorum. demeyen olursa yolasım geliyor. neyse.
erkeklerden tiksinmem için bi çok sebep daha çıkıyor. hepsinden tiksinmem. bi baba sıfatı olan babamdan asla tiksinemem misal. evet konuya giriyorum. bir aydır 3 gız ve adına 'abi' denilen 36 yaşında bir türk erkeğiyle yaşıyorum. hayat beni nelere itti böyle diyede asla şaşırmaktan geri duramıyorum. abimiz bir asker. abimiz bir dul. abimiz efendi görünümlü çok kafa adam. aslında abi değil arkadaş gibi. kendisine gız ayarlamaya çalışan bir kankisi sayesinde onlarca gızla konuşuyo. konuştukça ego şişiyor. 20 li yaşları istiyor. kendi yaşındakilere abla diyor. misal bi kız kendini arayınca 'yaaa bana hasta oluyor biliyorum' gibi cümleler sarfediyor. egoyu yüzünde görüyorum. abimiz içince sapıtıyor. ve içmeyi bir gurur kaynağı olarak görüyor. öylesine sapıtıyorki yatağını bile şaşırıyor. yazık abimize. sanırım abimizin canı çok sıkılıyor. 20 li yaş grubunda olmak sinirimi bozuyor. 30 a gelip abla sıfatını elde etmek istiyorum. akranlarımdan tiksiniyorum. abimizin egosunu şişirdikleri için en çokta tabi. abimiz çok dırdırcı bide. düşman başına. gocaman ego olunca herşeyi ben bilirim havasıda oluyor tabi. kucağında laptop komik video -yani ona göre komik- izleyip kahkahalarla gülüyor. kimsenin rahatsız olması umrunda değil. çoğu zamanda aynı şeyleri açıp bizede zorla izlettiriyor. sürekli saçma geyik muhabbeti yapıyor. 'ben şöyle dermişim şöyle olurmuş' tarzında muhabbet ayyuka çıkıyor gün boyu. tebessüm etmekte zorlanıyorum. sürekli karı kız muhabbeti yapıyor ve neredeyse gördüğü her kadına 'çok güzel' diyor. abimiz artık abi demesem bana abilik yapmayacak bi abi!
bi hafta kaldı, sabrediyorum. şimdi bi yoğurtlu makarna yiyip uyuycam ve herşey yoluna girecek. . .
-yağmur şöyle davransan doğru olur.
-yağmur bir türlü şöyle davranamaz.
-yağmur yine şöyle davranamadın, kendine verdiğin sözü tutamadın. damm it!
işte böyle günler geçer 1 hafta kalır. lakin yine bişiy değişmez. her yeni gün yeni sinir bozucu şeyler olur. gel de takılma. yapacak hiç bişiy yok.
ve insan davranışlarını gözlemlemeyi. üstüne düşünmeyi, çıkarımda bulunmayı seviyorum. en son gözlemimi yazmalıyım.
ŞİŞKİN TÜRK ERKEĞİ EGOSU!
günlerdir gördüklerimi yedim. başım ağrıdı. hezamanki gibi sana canlı muamelesi yapıp anlatacağım. beni desteklediğini düşünüp rahatlayacağım.
çünkü 5 aydır desteklenmek istiyorum. ne yapmışsam ne demişsem. 'evet yağmur haklısın' denmesini istiyorum. demeyen olursa yolasım geliyor. neyse.
erkeklerden tiksinmem için bi çok sebep daha çıkıyor. hepsinden tiksinmem. bi baba sıfatı olan babamdan asla tiksinemem misal. evet konuya giriyorum. bir aydır 3 gız ve adına 'abi' denilen 36 yaşında bir türk erkeğiyle yaşıyorum. hayat beni nelere itti böyle diyede asla şaşırmaktan geri duramıyorum. abimiz bir asker. abimiz bir dul. abimiz efendi görünümlü çok kafa adam. aslında abi değil arkadaş gibi. kendisine gız ayarlamaya çalışan bir kankisi sayesinde onlarca gızla konuşuyo. konuştukça ego şişiyor. 20 li yaşları istiyor. kendi yaşındakilere abla diyor. misal bi kız kendini arayınca 'yaaa bana hasta oluyor biliyorum' gibi cümleler sarfediyor. egoyu yüzünde görüyorum. abimiz içince sapıtıyor. ve içmeyi bir gurur kaynağı olarak görüyor. öylesine sapıtıyorki yatağını bile şaşırıyor. yazık abimize. sanırım abimizin canı çok sıkılıyor. 20 li yaş grubunda olmak sinirimi bozuyor. 30 a gelip abla sıfatını elde etmek istiyorum. akranlarımdan tiksiniyorum. abimizin egosunu şişirdikleri için en çokta tabi. abimiz çok dırdırcı bide. düşman başına. gocaman ego olunca herşeyi ben bilirim havasıda oluyor tabi. kucağında laptop komik video -yani ona göre komik- izleyip kahkahalarla gülüyor. kimsenin rahatsız olması umrunda değil. çoğu zamanda aynı şeyleri açıp bizede zorla izlettiriyor. sürekli saçma geyik muhabbeti yapıyor. 'ben şöyle dermişim şöyle olurmuş' tarzında muhabbet ayyuka çıkıyor gün boyu. tebessüm etmekte zorlanıyorum. sürekli karı kız muhabbeti yapıyor ve neredeyse gördüğü her kadına 'çok güzel' diyor. abimiz artık abi demesem bana abilik yapmayacak bi abi!
bi hafta kaldı, sabrediyorum. şimdi bi yoğurtlu makarna yiyip uyuycam ve herşey yoluna girecek. . .
20 Nisan 2011 Çarşamba
berat'ım
9 yıllık yaşamında daha portakalı bile tadamamış yavrum,
sana tropik meyveler kurban olsun.
o mis gülümsemeni severim.
sana tropik meyveler kurban olsun.
o mis gülümsemeni severim.
18 Nisan 2011 Pazartesi
daşlara vuracam gafanı!
kitaptaki gibi.. bi çok kitaptaki bi çok şey gerçek hayata aktarılmalı.
deliler bayramı olmalı bigün. herkes birbirine herşeyi söylemeli. herşeyi ortaya
dökmeliyiz, şeffaf olabilmeliyiz. . .
velhasıl. yüksek ateş. burun akıntısı. ağız içi yaraları. ağız üstü yara uçuk. .
gaipten sesler duyma. ruh sağlığıda *arrağı yedi.
bitkinlik. . bağışıklık sistemim göçtü. oturuyorum. sadece. totocuğuma da eziyet
ediyorum muhakkak. ağlamıyorum. gözlerim doluyor.
gülmüyorum. tebessüm ediyorum. SABREDİYORUM. .
bekliyorum. öylesine bi bekleyişki bu . . yüzüm düşüyor. bakışlarım yoruluyor.
ellerim çırpınıyor. dudaklarım kımıldamıyor. kalbim atmakta zorlanıyor. .
uzaylı dostlarım çağırdı. halime tanık olup düşünmüşler çok. 'sağda soldan bu bacımıza
bişiy geleceği yok biz el atsak mı şu işe?' demişler. sağolsunlar. can uzaylılar.
'insanlardan tiksindik biz' dediler.' zaman zaman senden de tiksindiğimiz oldu' dediler.
'olur' dedim, 'sonuçta ben de dünyalıyım'. 'lakin durumun bizi üzdü bekledik bi el uzatan
çıkmayınca biz bari bişiyler yapalım yoksa bacımız aklını uçuracak'. dedim' sağolun varolun
uzaylı kardeşle'r. 'sizi zati hep dost belledimdi.' yarın gece okulun önüdeki boş tarlaya
inecekler. '3 uygun olur' dedim.' hay hay' dediler. dedim 'hay hayı' damı biliniz.
kurban olurum size. evet yarın gece 3 te venüs'te olacağım.
yeni bi gezegen. dediler bizde her gün deliler günü. işte buna tav oldum!
hoşçakal dünya.
18 Mart 2011 Cuma
x
canım kelimeler. derdime derman olun. tercüme edin hislerimi çünkü hiçbiriniz hislerimi direk ifade edecek güce sahip değilsiniz. 'çok canım sıkılıyor' benzeri bir durumdayım. bir damla göz yaşı sizin yerinizi aldı kelimeler . . .öylesine güçlü, öylesine ani, öylesine laf dinlemez , öylesine gururlu akıyorki karşısında hiç bişiy duramıyor.' bekle' diyorum .' sabır' diyorum. 'umut' diyorum. olmuyor. hepsi öylesine anlamını yitirdiki tek dirençli şey gözyaşım oldu. bir anda yanaklarım ıslanıveriyor. ellerimle siliyorum.. . şu hayatta en çok güvendiğim şey ellerim. varlığına en çok emin olduğum şey ellerim. . yine yardımcı olmaya calışıyorlar bana. ellerim göz yaşımı kulağıma doğru atmaya çalışıyorlar. yok edemeyeceği için saklamaya çalışıyorlar canım ellerim. . nasılda beni düşünüyorlar 'aman kimse görmesin' diyorlar.
xpeki, hayat tekerrür ediyor. 3 yılda bir. başa dönüyor. yeni bi hayat başladığımı sanıyorum. yeni bi yere gidiyorum. yeni insanlarla tanışıyorum. sonra çoğu eski çıkıyor. misal bi çukulata almışım eve gelmişi bi bakmışım tarihi geçmiş gibi bi durum. artık kimse, hiç bi yer yeni değil. benzerlikler şaşırtıyor öncelikle, ardından üzüyor. nereye gitsem artık öğrendim ki olanlar aynı!
xdurduramıyorum. arkadaşlarımı arayıp 'mutsuzum' diyorum. bu benim için bi soru. cevabını bekliyorum üstelik. istiyorum ki, umuyorum ki biri bişiy söylüycek ve geçicek. bu nasıl bi medet ummaktır ya rab?
xpeki, hayat tekerrür ediyor. 3 yılda bir. başa dönüyor. yeni bi hayat başladığımı sanıyorum. yeni bi yere gidiyorum. yeni insanlarla tanışıyorum. sonra çoğu eski çıkıyor. misal bi çukulata almışım eve gelmişi bi bakmışım tarihi geçmiş gibi bi durum. artık kimse, hiç bi yer yeni değil. benzerlikler şaşırtıyor öncelikle, ardından üzüyor. nereye gitsem artık öğrendim ki olanlar aynı!
xdurduramıyorum. arkadaşlarımı arayıp 'mutsuzum' diyorum. bu benim için bi soru. cevabını bekliyorum üstelik. istiyorum ki, umuyorum ki biri bişiy söylüycek ve geçicek. bu nasıl bi medet ummaktır ya rab?
z.
zzzklasık müzük.
zzz mutfaktaki sandalyede kimse olmadan geçirdiğim 5 dakikayı hiçbişiye değişmeyecek duruma düşmek hayat sanırım.
zzzşişenin kapağı açılmıyor diye göz yaşı dökmek.
zzzesnaf sevgisi.
zzzaraç yerine konulmak!
zzzyahya.
zzzumut kılığındaki işkence!
zzzya olmazsa. .
zzzradikal.
zzzabaza!!
zzzyağlı yemek yerine yemekli yağ yapan gız.
zzzbi paket sabır lütfen.
zzzbekliyorum.
zzz mutfaktaki sandalyede kimse olmadan geçirdiğim 5 dakikayı hiçbişiye değişmeyecek duruma düşmek hayat sanırım.
zzzşişenin kapağı açılmıyor diye göz yaşı dökmek.
zzzesnaf sevgisi.
zzzaraç yerine konulmak!
zzzyahya.
zzzumut kılığındaki işkence!
zzzya olmazsa. .
zzzradikal.
zzzabaza!!
zzzyağlı yemek yerine yemekli yağ yapan gız.
zzzbi paket sabır lütfen.
zzzbekliyorum.
6 Mart 2011 Pazar
nezamanbiçokşeynormalolacak
nar kız. nar kız karların üzerinde oturuyordu. üşümüyordu. etrafındakilerden sıkılmıştı.çünkü etrafındakiler pek bi etrafındaydılar.aynı cümleler kuruluyordu gün boyu ve aynı şeylere gülünüyordu. kar soğuktu ama nar kız üşümüyordu.etrafındakiler hasta olmaktan pek bi korkuyorlardı. gelmediler. canına minnetti nar kızın. oturduğu yeri çevreleyen bi çember çizdi nar kız baş parmağıyla. bi miktar dondu baş parmağı. ama önemi yoktu. işte şimdi kendini hür hissetti nar kız.nar kıza ait bi alan olmuştu sonunda. o alana kimse giremezdi çok dar olabilirdi lakin ona aitti. bi bardakta tarçınlı süt olsaydı elinde. . düşünceleri yumşardı o vakit. oturdu orada uzunca bi süre. soğuklukla doldurdu ciğerlerini. sanki dondurma soluyordu bu gün oksijen yerine. tatlı , üşütücü. . orada günlerce oturabilirdi nar kız. en sevdiği şeyi hürce yapabilirdi. kimse karışamazdı. üzerinde etrafındakilerin bakışı olmadan. düşünürdü hayat üzerine. asla vazgeçemeyeceği şey buydu. durur etrafındakileri gözlemler ve içinden yorumlar yapardı. bu yorumların hiçbişiye faydası yoktu ama vazgeçemiyordu işte. kafasını bunlarla doldurup üzülürdü. belliki üzülmekten az da olsa bi haz duyuyordu. nar kız oturmaya devam ediyordu. karşıdan birinin geldiğini gördü. çok uzaktaydı. önce onu köpek sandı. biraz tedirgin oldu. yaklaştıkça bi insan olduğunu farketti. o na doğru yürüyordu insan sanki ilk adımdan istikametini nar kıza doğru belirlemişti. iyice yaklaştı. portakal oğlandı bu. ah portakal oğlan. nasılda aniden çıkıp gelmişti. nerden bilmişti nar kızın bunaldığını. yaklaştı. . nar kızın gülümsemesini seçer olmuştu artık portakal oğlanın. o kadar yaklaşmıştı. ayağa kalkmadı nar kız. . portakal oğlan bi süre onun baş ucunda dikildi gülümsyerek gözlerine bakıyordu nar kızın. sonra tam nar kızın gözlerini görecek şekilde karşısına bi çember çizdi ve içine oturdu. hiç bişiy söylemiyordu. birbirlerine bakarak karı soludular. birbirlerini öylesine iyi anlıyorlardıki. . herhangi bi sözcük o anı bozabilirdi.
5 Mart 2011 Cumartesi
b.kale
nüfus müdürlüğü.
yapacak okadar hiçbişiyim yoktuki.
dünyanın en çirkin ilçesindeydim zati.
zira öğla arasıydı da.
nüfusataki öğle arasına çıkmayan bacım,
içeridei bi sandalyeye ilişmeme izin verdi.
1 saatlik ara boyunca kabancığımın
tüycüklerini yoldum.
uzayvariyerden hayretlerle . .
yapacak okadar hiçbişiyim yoktuki.
dünyanın en çirkin ilçesindeydim zati.
zira öğla arasıydı da.
nüfusataki öğle arasına çıkmayan bacım,
içeridei bi sandalyeye ilişmeme izin verdi.
1 saatlik ara boyunca kabancığımın
tüycüklerini yoldum.
uzayvariyerden hayretlerle . .
ajandam bile karıştırılıyor!
üçüncü sınıftaydım. okuma parçamızı okumuştuk türkçe dersinde. konu şöyleydi: erikli- amcalı bişiydi. bi amca eşeğinin kefelerine erik yüklemiş gidiyormuş. eşeğin her sallanışında bikaç erik düşüyormuş yere. bunu gören bi çocuk eşeğin ardısıra yürüyüp düşen tüm erikleri topluyormuş. nihayet amca varmak istediği yere varmış. çocuk erikleri adama vermiş. adam şaşkınlıkla bakmış. çocuğun bu davranışından dolayı topladığı erikleri ona vermiş. falan filan. parça buydu işte. neyse. uncu hocam soruları ev ödevi olarak vermişti. bi tane soru şuydu: 'okuduğunuz parçaya uygun bi başlık bulunuz.' böyle bi soruyla ilk kez karşılaşmıştım. bilemedim. erikli- amcalı bi başlık yazdım.sonra ders geldi. sorular cevaplanıyordu. başlıklarımız benzerdi. yalnız bi gız vardı esra. onunki farklıydı. 'dürüstlüğün bedeli' uncu hocam o kadar beğendiki bunu parçanın gerçek başlığı olarak seçti. çok ağırıma gitmişti. nasıl olur, böyle bişiy nasıl aklına gelirdi ki?
sonradan öğrendimki başlığı örtmen olan babası tayin etmişti.
işte bununla başlayan haksızlıklar silsilesi hiç son bulmadı. .
uzayvariyerden sevgilerle. . .
sonradan öğrendimki başlığı örtmen olan babası tayin etmişti.
işte bununla başlayan haksızlıklar silsilesi hiç son bulmadı. .
uzayvariyerden sevgilerle. . .
22 Şubat 2011 Salı
köyüm, köylüm
sevgili plog. ben pek bi yalnızım. ondan seni 'biri' yerine kodum.
konuşurcasına yazasım var. isteğim diyaloğu bi senle tam kuruyorum.
pek bi mutlu oluyorum cidden. içimde şununda rahatlığı var artık;
kimse plog okumayor gari. ah be plogum be, canım sıkılıyor bazı bazı.
öğrencilerime şarkı söylettiriyorum. o zaman biraz azalıyor gibim.
her şey bana dert be ploğum. misal yan yağlarım. ne yapsam gitmeyiler.
misal tam da şu anda giden elektirikler. bi kaç 'şey' birlik olmuş.
ve bana yapışmaya karar vermiş sankim. bi sıvı sabunun hesabı yapılırken
çok ta güzel oluyor hayat. uyanıyorum. en erkeninden açıklayım vaziyeti.
iki lokma ekmek vee okul! hiçbişiy anlamayan öğrencilerim.
ziyanı yok plog vakit geçiyo işte. zilllll! eve gaç. soyun dökün.
yimahı bekle nöbetçi hazır etsin. yimahı ye. yimahta birbirine uyarıda bulun.
'kızlar şöyle yapmasak' plog bunlar çok eskide kalmış olmalıydı.
bu cümleler lise dönemine ait plog bu işte bi fırtlık var. .
hiç mi bişiy değişmiycek be plog be yauww.. . napsam olmuyor beaa!
bişeyi düşünmekle yapmak arasındaki farkı da geç kavradım.
beynim akıyor . . . eskiye dönmek üzereyim be plog.
ataklarımdan korkmaktayım. . rota şaştı. eskiye döndü evet döndü.
yeni yi severken yeni ye hasret kalmak! ! çok mu canım sıkılıyor peki?
bunumu soran plog, çok teşekkür ederim nasıl olduğumla ilgilendiğin için.
zaten kimseyle konuşasım yok. senin sessizliğinde iyi geliyi.
köreliyorum. bana atılan 'ah canım benim bakışları ve 'pek bişi bilmiyi bu' bakışları. artık bi alanım yok be plog. herkes alanımda.
misal yandaki mezarlık, misal inekler.
alanım doldu. bana yer kalmadı.. alanımı terk etmek istiyorum.
Gregor S. derki gibi bi cümleyle bu yazıya bi hoşluk katmak isterdim elbet.
olmaz ama işte sığ bi duruma yakışmaz ondan demiyorum.
küçük hesapların içinde Gregor S. gibi büyük bi adamın ne işi olabilir.
küçük hesap insanı benim.
gidiyorum gari sorumluluklarıma doğru.
sobanın külü döküle! ! !
konuşurcasına yazasım var. isteğim diyaloğu bi senle tam kuruyorum.
pek bi mutlu oluyorum cidden. içimde şununda rahatlığı var artık;
kimse plog okumayor gari. ah be plogum be, canım sıkılıyor bazı bazı.
öğrencilerime şarkı söylettiriyorum. o zaman biraz azalıyor gibim.
her şey bana dert be ploğum. misal yan yağlarım. ne yapsam gitmeyiler.
misal tam da şu anda giden elektirikler. bi kaç 'şey' birlik olmuş.
ve bana yapışmaya karar vermiş sankim. bi sıvı sabunun hesabı yapılırken
çok ta güzel oluyor hayat. uyanıyorum. en erkeninden açıklayım vaziyeti.
iki lokma ekmek vee okul! hiçbişiy anlamayan öğrencilerim.
ziyanı yok plog vakit geçiyo işte. zilllll! eve gaç. soyun dökün.
yimahı bekle nöbetçi hazır etsin. yimahı ye. yimahta birbirine uyarıda bulun.
'kızlar şöyle yapmasak' plog bunlar çok eskide kalmış olmalıydı.
bu cümleler lise dönemine ait plog bu işte bi fırtlık var. .
hiç mi bişiy değişmiycek be plog be yauww.. . napsam olmuyor beaa!
bişeyi düşünmekle yapmak arasındaki farkı da geç kavradım.
beynim akıyor . . . eskiye dönmek üzereyim be plog.
ataklarımdan korkmaktayım. . rota şaştı. eskiye döndü evet döndü.
yeni yi severken yeni ye hasret kalmak! ! çok mu canım sıkılıyor peki?
bunumu soran plog, çok teşekkür ederim nasıl olduğumla ilgilendiğin için.
zaten kimseyle konuşasım yok. senin sessizliğinde iyi geliyi.
köreliyorum. bana atılan 'ah canım benim bakışları ve 'pek bişi bilmiyi bu' bakışları. artık bi alanım yok be plog. herkes alanımda.
misal yandaki mezarlık, misal inekler.
alanım doldu. bana yer kalmadı.. alanımı terk etmek istiyorum.
Gregor S. derki gibi bi cümleyle bu yazıya bi hoşluk katmak isterdim elbet.
olmaz ama işte sığ bi duruma yakışmaz ondan demiyorum.
küçük hesapların içinde Gregor S. gibi büyük bi adamın ne işi olabilir.
küçük hesap insanı benim.
gidiyorum gari sorumluluklarıma doğru.
sobanın külü döküle! ! !
21 Şubat 2011 Pazartesi
. . .
nelerle uğraşmıyorum ki?
küçük cimri hesaplar. beynim eriyor. çekyatıma 80 tl ver!
yeteneksizsiniz türkiye. allah belanı versin acun.
ev temizliği, kapının köşesini süpür. yokolucam.
çalışırken karşımdan gelen bakışlar. olmuyor.
duruma uygun düşen cümle yazmak istiyorum.
bi cümle yazıyım her şey öylesine anlaşılır olsun ki.
kimse daha bana bişiy demesin. böyle bi cümle yazabilmeliyim.
akranlarım. canı çıkası akranlarım. sizler bi makale vb. okumaya
çalışırken 'pöff çok yoroloyoro men mahalelerden' gibi benim
algılayamadığım bi dilde konuşurken bana..... ben beynimi kemiren
küçük olaylarla uğraşıyor oluyorum. misal 'artan çorbayı
çöpe mi döksem?' evet geberesice akranlarım ben bu durumdayım.
lütfen beni arayıpta ödev yoğunluğunuzdan bahsetmeyin.
kafanızı koparasım geliyor. ve lütfen benim yaşamımı da küçümsemeyin.
zira bi tas çorbadan bile oluşuyor olsa bu benim yaşamım.
hepinize rol yapıyorum akranlarım. benim fevkalade akranlarım..
evet içinizde bi mal ben çıktım bu konuda haklısınız. haksız olduğunuz nokta ise şu:
benim buna layık olduğumu düşünmeniz... işte bunu bana hissettirdiğinizde
sizleri atomlarınıza ayırmak istiyorum...
yazıklar olsun size akranlarım.. biriniz çıkıpta demediniz. demediniz.
kardeşim, senin layıkın bu değildir diye.
beni kör kuyularda merdivensiz bıraktınız akranlarım...
çünkü sizler hep ne yapıcağınızı bildiniz, ben bilemedim.
bu noktada çok pis ayrıldık biz. cidden!
akranlarım bu yazıya başlarken böyle bi niyetim yoktu. nasıl oldu anlamadım
namlu bi anda sizlere yöneldi demekki fena içerlemişim. .
daha da durasım yok, devam edesim var....
birinizde destek çıkmadınız bana. hep sizin hayatınız dimi
zamanında bi çoğunuzu karamsarlığımla sıkmış olanbilirim.
bunun çocukça olduğunu hala nasılda anlamıyorsunuz?
işinize gelmiyor tabi be akranlarım. kılıfımda yaşamam ne de hoş!
kendim olamadım! beni onaylamadınız, onaylar gözüktünüz.
kendim için değil lakin sizler için çözümleyici olmayı denedim !
olmadı. ne yapsam olmadı. benim de hayatın güzelliklerine layık olduğumu düşünmediniz bi türlü. bi bitki gibi saksıda yetişmemi seyrettiniz.
biriniz de beni toprağa kök salayım diye yerimden çıkarmadınız..
nasıl arkadaşlık bu akranlarım..
hala herşey öylesine normalki... konuşuyoruz. benzeşen diyaloglar.
benim acı monologlarım hiç mi aklınıza gelmiyor?
bu kadar mı görünmezim ben?
evet akranlarım layık olduğum yerdeyim. ben burda bin yıl kalsam
birinizde demezsiniz ' gel buaraya' diye. çok kaldın demezsiniz..
ben küçük basit cümlelerle beynimi eritmeye başladım çoktan..
bi daha hiç bişiy yazamıycak kadar körelicem bi zaman. .
tek söylediğim napiyim bende temizlik flm yaptım işte olucak.
sizler elbette çok normal karşılıycaksınız, ve zamanla gelişen
hayat görüşünüzden bahsediceksiniz. benimki çoktan sığlaşmış olucak.
ben deterjan hesabı yapıyor olucam... beklerim. arayın emi?
küçük cimri hesaplar. beynim eriyor. çekyatıma 80 tl ver!
yeteneksizsiniz türkiye. allah belanı versin acun.
ev temizliği, kapının köşesini süpür. yokolucam.
çalışırken karşımdan gelen bakışlar. olmuyor.
duruma uygun düşen cümle yazmak istiyorum.
bi cümle yazıyım her şey öylesine anlaşılır olsun ki.
kimse daha bana bişiy demesin. böyle bi cümle yazabilmeliyim.
akranlarım. canı çıkası akranlarım. sizler bi makale vb. okumaya
çalışırken 'pöff çok yoroloyoro men mahalelerden' gibi benim
algılayamadığım bi dilde konuşurken bana..... ben beynimi kemiren
küçük olaylarla uğraşıyor oluyorum. misal 'artan çorbayı
çöpe mi döksem?' evet geberesice akranlarım ben bu durumdayım.
lütfen beni arayıpta ödev yoğunluğunuzdan bahsetmeyin.
kafanızı koparasım geliyor. ve lütfen benim yaşamımı da küçümsemeyin.
zira bi tas çorbadan bile oluşuyor olsa bu benim yaşamım.
hepinize rol yapıyorum akranlarım. benim fevkalade akranlarım..
evet içinizde bi mal ben çıktım bu konuda haklısınız. haksız olduğunuz nokta ise şu:
benim buna layık olduğumu düşünmeniz... işte bunu bana hissettirdiğinizde
sizleri atomlarınıza ayırmak istiyorum...
yazıklar olsun size akranlarım.. biriniz çıkıpta demediniz. demediniz.
kardeşim, senin layıkın bu değildir diye.
beni kör kuyularda merdivensiz bıraktınız akranlarım...
çünkü sizler hep ne yapıcağınızı bildiniz, ben bilemedim.
bu noktada çok pis ayrıldık biz. cidden!
akranlarım bu yazıya başlarken böyle bi niyetim yoktu. nasıl oldu anlamadım
namlu bi anda sizlere yöneldi demekki fena içerlemişim. .
daha da durasım yok, devam edesim var....
birinizde destek çıkmadınız bana. hep sizin hayatınız dimi
zamanında bi çoğunuzu karamsarlığımla sıkmış olanbilirim.
bunun çocukça olduğunu hala nasılda anlamıyorsunuz?
işinize gelmiyor tabi be akranlarım. kılıfımda yaşamam ne de hoş!
kendim olamadım! beni onaylamadınız, onaylar gözüktünüz.
kendim için değil lakin sizler için çözümleyici olmayı denedim !
olmadı. ne yapsam olmadı. benim de hayatın güzelliklerine layık olduğumu düşünmediniz bi türlü. bi bitki gibi saksıda yetişmemi seyrettiniz.
biriniz de beni toprağa kök salayım diye yerimden çıkarmadınız..
nasıl arkadaşlık bu akranlarım..
hala herşey öylesine normalki... konuşuyoruz. benzeşen diyaloglar.
benim acı monologlarım hiç mi aklınıza gelmiyor?
bu kadar mı görünmezim ben?
evet akranlarım layık olduğum yerdeyim. ben burda bin yıl kalsam
birinizde demezsiniz ' gel buaraya' diye. çok kaldın demezsiniz..
ben küçük basit cümlelerle beynimi eritmeye başladım çoktan..
bi daha hiç bişiy yazamıycak kadar körelicem bi zaman. .
tek söylediğim napiyim bende temizlik flm yaptım işte olucak.
sizler elbette çok normal karşılıycaksınız, ve zamanla gelişen
hayat görüşünüzden bahsediceksiniz. benimki çoktan sığlaşmış olucak.
ben deterjan hesabı yapıyor olucam... beklerim. arayın emi?
20 Şubat 2011 Pazar
sisi
19 Şubat 2011 Cumartesi
bu da mı müphemdi?
nibetçiydim. uyandım mutfağa gittim ve yemek yapmaya başladım. çünkü sonrası için planım yaymaktı. yayamadım. köyümdeki ilk hafta sonum. canım köyüm canım köylüm. sizi yazı üstünde seviyorum. baca çırptık. bunu da öğrenmiş oldum. iyi de oldu. her şey tecrübe işte. ufak ellerim karardı. bu hayatta beni en çok hüzünlendiren şeylerden bi şey ellerim. çok küçükler. bu yüzden bana çok savunmasız çok yalnız geliyorlar. canım ellerim. böyle baktım kararmış, is olmuş.. sonra sabunla boğuşuyor ellerim arınmak için böylesine bi mücadele. sonra öpüyorum onları, şarkı bile söyledim. bi vakit idare etti. bitti şimdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)