21 Aralık 2008 Pazar

20 Aralık 2008 Cumartesi

eneee,çok esneticiyimdir

ve sonunda salon olmuştum..kocaman pencereninönüne yayılarak dışarıyı izlemeyle geçen günler-yada metinin evini-itiraf ediyorum bu durumdan artık lezzet alıyorum.
çamaşırlıktan asla eksilmeyen renk renk çeşit çeşit çamaşırlardan yayılan hijyen kokusuyla karışan mutfakta bazen pişen yemeğin kokusu,bazı bazı sağda solda özellikle köşelerde karşılaştığım burun yada ağız silinmiş pis peçeteler,hem yemek hemde ders için kullanılan bir masa-kareborcamın içine yapılmış salatalarla cok dost ağırladı bu masa-,pencere önünde bardaklar,mandalina kabukları,gazeteler,kirli çamaşır sepeti..bunlar nası haz verebilir veriyo işte ben buymuşum lan.yıkanamış saçlarım-işte şimdi tiksindin benden- çorabımın içine kıstırdığım diz çıkarmış eşortmanım, yamulmuş gözlüğüm-allaaaahhh-..ve artık yürümeyi unutmuştum heryere yuvarlanarak gidiyordum ne büyük eğlence sağa doğru yedi kez yuvarlan banyo on kez yuvarlan mutfak amanda aman ne büyük kolaylık hiç yorulmuyordum -bana her yol paristi-..acaba etrafta biri varmı dıye düşünmeden ağzımı sonuna kadar açıp doyasıya esniyordum-rahatla esnemek esnemek ne tatlı bi kelime dimi sende esniycen şimdi..... ahada esnedin-ve evimize son olarak giren 37 ekranla hayatım iyce anlamlandı onunla konuşamaya hatta hareketli şarkılar çalınca karşısında oynamaya bile başlamıştım,sensiz nası hayatta kalabilmişimki-sesine gurban oluyuum,izlemesmde bazen sen öt orda-bir eksiğim kalmıştı..polar battaniyeye sarılarak haşlanmış kestane emiyordum ama bu yetmiyordu çünkü artık kestaneyi sobanın üstünde yapmak istiyordum,feryadımı duyan varsa bı kuzınelı soba lütfen. .

19 Aralık 2008 Cuma

sorrow

-it is dedicated to fadime özkan(my sikaçu)-
aşk,ayaklarının üşüyeceğini bile bile çorap giymemektir.

derinnefesler

bi cümle kuruyorum

sözcükler diziyorum

ama fiili ve zamirleri sana bıraktım..

14 Aralık 2008 Pazar

noksan

soru işareti değilsinki sen..
-konuşma çizgisisin..
eğer mevzu isen..
noktayla hiç tanışmadım..
peki ya satırlarda ağlıyorsa..
sayfalar kabarmışsa..
bitmezki..

13 Aralık 2008 Cumartesi

hadi,farzedelim

işte senin bi tane gününmüş öylesine ve ben sana bişiy yapmak istemişim.
düşünmüşüm ve emek vermek istemişim,sonunda kararımı vermişim..
senin için fazlaca sinir bozucu bi işi yapmayı göze almışsam,bu hiçte eşine rastlanır bi durum değildir..biriciktir bu durum
....ve işe koyulmuşum.diğerlerinin arasından en canlısını en büyüğünü seçmişim sonra elim titreyerek dışını biraz soymuşum bölünmesi kolay olsun diye.yavaş haraketlerle bi kaç büyük parçaya ayırmışım.bitanesinin bile suyunu sıçratmadan zarlarının sakince ayırıp tek tek çoğaltmışım onları.en önemliside bi tanesini bile ağzıma atmamışım;i tabak nar-sana-
yesenya..

7 Aralık 2008 Pazar

bi (b)aşka hikaye

'ya hep' 'ya hiç ' yine bi yazının içinde biraraya gelmişler..
beraber öylesine sık aynı tümcelerde kullanılmışlarki 'ya hep' in içinde hisler oluşmaya başlamış.
niyemi 'ya hep' in? çünkü hep böyle olurmuş..
'ya hep' 'ya hiç' e:
artık kitaplarda yer almayı bırakalım,
tümce içinde kullanılmayalım
artık ikimiz bi tane kelime olalım-ayrı olmayalım-
'yahepyahiç' olalım..diyerek dizeler söylüyomuş..
'ya hep' 'ya hiç' e önce 'yahep' olarak biraz yaklaşmayı denemiş..
bunun üzerine 'ya hiç' cevap vermiş: hiç.

4 Aralık 2008 Perşembe

ışık istemiyorum,karanlık istiyorum. kimse kimseyi görmesin -tamam bi süre-sadece sesler konuşsun istiyorum....
herkes birbirini seslerden tanısın dialoglarımız artık değişsin istiyorum-işte hikaye tamda burda başlasın-
tık tık tık ben geldim.aaa hoşgeldin kadayıfses seni duymak ne güzel uzun zamandır duyuşmamıştık nerelerdeydin günlerdir? sorma ya pekçokses aşık oldum.ehe he şaşırdım sevindim kime hangi sese?okulda koridorda birini duydum; konuşurken noktalama işaretlerini kullanıyordu...virgülde yarım nefes noktada tam nefes alıyordu.
duyar duymaz aşık oldum!
-duyulupta sevilebilmek-
-cismaniyet nedirki?-

2 Aralık 2008 Salı

mu

aynı raftaydık ama bi türlü aynı hikayede yer alamadık.başka başka hikayelerdeydik.sen kuşe kağıtlı renkli parlak sayfalardaki prenstin diğer kahramanlar senin için vardı.oysa ben saman kağıdına basılmış karakalemle çizilmiş içi bile boyanmamış bi hikayedeki üçüncü tekil şahıs olarak nitelendirilen karakterdim.hikayenin kahramanı için vardım ben tek naşıma yoktum.

ne olurdu başka başka hikayelerde yer alacağımıza aynı hikayede yer alsaydık sana yakışıklı prens deniyoken bana güzel prenses denseydi.bi kez olsun diğerleri benim için bizim için varolsaydı..bi kez olsun ben çoğul olsaydım;biz olsaydım.

25 Kasım 2008 Salı

bi gün

bu günkü günüm: bi arkadaşın tayt giyerse nişanlısının onu tokatla duvara yapıştırıcağını öğrendim.bi tane hoca 5 günde çok şişmanlamış gibi geldi şaşırdım ama sonra anladımkı hep aen arkaya oturan ben ilkkez olarak en öne oturmuş ve hocayı herzamanki gibi uzaktan ve sadece önden görmek yerine yandan yakından görerek gerçek boyutunu anca algılamıştım.bi tane gız cümlesini ...'diye düşünüyorum' diye düşünerek bitirdi.through thick and thin'in kutsal bi manası olduğunu duydum-evleenirsem kesin aklıma gelir-bi gız saçını sarı yapıcağını söyledi.ayakkabımı bağlayınca kendimi daha iyi hissettiğimi farkettim.bide den den diye bi işaret vardı yani kullanıyoz ama uzun zamandır ona hiç seslenmemiştim,söylenişindeki tatlılığı unutmuşum hatırlayınca sevindim-den den..den den.....den den..-saçma işte!

18 Kasım 2008 Salı

TEYZE-1-

sıcak,sıcak,sıcak;ben duruyorum....
oturmakatan beklemekten beter olmuş insan yüzleri pek çeşitli...
herkesin gözü 'o'kapıda ismi okunan bi bilinmeze doğru yol alıyo.birbirlerinin yüzlerine bakıp problemlerini tahmin etmece oynuyolar insanlar içten içe..yada söylenecekleri kafada toparlamaca.ben napıyorum lan burda?meraklı gözlerini üzerime diken leğen .ötlü,tıknaz,gözlüklü;içinde -bi çok kez kullanılamkatan yıpranmış şişede- su, -tansiyon düşerse diye- şeker, havlu,ağrı kesici,atlet,tülbent bulunan poşetle,enselerine şal niyetine sardıkları esas görevi ter silmek olan oyalı yazmalı teyzeler..oraya ne amaçla geldiklerini unutup sonra söyleyeceklerini yanlarında oturduklarına önceden anlatan teyzeler...bana dokanmayın..ben sadece duruyorum!

14 Kasım 2008 Cuma


ÇOCUKLUK

Affan Dede'ye para saydım,

Sattı bana çocukluğumu.

Artık ne yaşım var,ne adım;

Bilmiyorum kim olduğumu.

Hiçbir şey sorulmasın benden.


Bu bahar havası,bu bahçe;

Havuzda su şırıl şırıldır.

Uçurtmam bulutlardan yüce,

Zıpzıplarım pırıl pırıldır.

Ne güzel dönüyor çemberim,

Hiç bitmesin horoz şekerim


Cahit Sıtkı Tarancı