21 Temmuz 2009 Salı

kıymetli hayatım

hayatım diyorum,çünkü benimsin. kimsenin değil,sadece benim -beynime iyice sokmak amacıyla aynı anlama gelen iki cümle yazdım- sanki karışmaya karar verdin yine,haklısın sende sıkılıyosun dimi. ama bu karışıklığın tek sana kalsa tamam esasında beni etkiliyo. sen sadece bi isimsin. hayat denmiş işte. ama ben'im aslında sen.
az bekle tamam mı. lütfen. biraz daha güçlenmeliyim,sonra karış..

şimdi bişiy oluyo 'hayat çok garip' diyoruz. anlaşamıyoruz biz,senle konuşmak istemiyorum deniyo mesela bize -biz yok lan ben var- o zaman deniyo mesela bu cümle. bi bokada yaramıyo.

neyse bağlayamadım,düşünceler sevişiyo şimdi çünkü.
şunu diyim ama ben seni karışık sevmiyorum. yani ben beni karışık sevmiyorum. ya da karıştığın anda ortaya çıkan 'napcam şimdi ben' durumunu hiç sevmiyorum. ha bi de 'yine, aynı..vb' kelimelerden oluşan cümleler sarfetmeyi hiç mi hiç sevmiyorum.

velhasıl, etkine tepkim hiç olucak.

16 Temmuz 2009 Perşembe

got it!

düzgün ısırıyomuşum yediklerimi hep. hiç çıkıntı filan olamasına izin vermiyomuşum, ve yamuk yumuk ısırıp misal elindeki puaçanın sol yanına yüklenip sağ yanını çok bırakanlara da sinir oluyomuşum..

öyle ise, seni neden düzgün ısırıklarla ayıramamışım?
hep bi yanına yüklenip,öbür yanını bırakmışım..

10 Temmuz 2009 Cuma

dev'amlı eleman

'bize biraz kendinden bahseder misin yağmur?'

bu kadar ölçücü bi soru olabilir,bi insanı işe almak için!!
ben tabiki en sevdiğim şey hayatta hep kendini anlatanlardan oldum...
hiç dinlemedimki insanları saatlerce konusabilirim..

offff böyle genel bi soru olur,ucu pek bi açık

tabi bunun üzerine yağmur dururmu yapıştırmış cevabı:
-ben çoğunlukla burnumu karıştırırım..en zekk aldığım şey.
birde yer içer oturur kalkar üşür ağlar geğirir sıçar ha bide konuşurum bide uyurum-

işe alınamama sebebim vermiş olduğum bu cevap!
yoksa bu donanımla kim hayır diyebilirki bana

8 Temmuz 2009 Çarşamba

selam olsun

topuğumu gararta gararta giyyorum işte.
ahey-ahey!!
parmak arası şipidiklerim var artık
o mini mini parmakcıklarım artık özgürler
rahat rahat kıpraşıyolar
insanların ayaklarıma tuhaf bakışlarına aldırmadan giyyorum(:
elbette,yürürken özelliklede hızlanınca topuklarıma çarpıp 'skatum skatum' diye sesde çıkarıyolar..
yürümek daha bi eglenceliki artık

-l strongly recommend-

4 Temmuz 2009 Cumartesi

yokluğunda

geçen akşam geldin ya buz devrinden..hemen dinlemek istedim seni.
oturdun,az anlattın ve daha anlatıyorken sağ ayağının baş parmağına yapışmış karpuz çekirdeğiyle karşılaştım-sonradan itiraf edicektim- ..bi saniye sürdü ama sorular..koridordan salona yürüme mesafesinde yapışmıştı muhtemelen..bi kaç günlük olsa gerek bi yanı az kurumuş beyazlamıştı..
farketmediğinin farkındaydım,ama acaba farkedicekmiydinki.ne zaman nasıl düşücekti o ordan..sonra düşünmeyi bırakıp sana odaklandım..sen kaldığın odaya gittin ardından.
bugün o odayı süpürürken rastladım karpuz çekirdeğine.eminim oydu..
bıraktım işi oturdum yanına..az konuştuk.sırtını sıvazladım,gülümsedi bana.biliyomusun, kasıtlı yapışmış ayağına.hep durduğu yerden sıkılmış az gezmek istemiş.sinemayad gelmiş senle.ayakkabının içindeymiş meğer..ama eve döndüğünde, sen pijamanı giyerken o da bi yere çarpıp düşüvermiş oracığa..aslında senle izmire de gelmek istiyomuş..gitseydin keşke yoldaş olurdun o na dedim..derken annem geldi. napıyosun,daha bitirmedin mi süpürmeyi dedi..niye oyalanıyosun dedi..anne karpuz çekirdeği oyaladı dedim.kızdım ona işimi yapmmaı engelledi.bi de napmıştı biliyomusun.bana hiç sormadı sen napıyosun diye,o minik karpuz çekirdeği bile sırf kendini annattı..düşününce iyce sinirlendim.elektirik süpürgesine yutturdum onu.gitti.