Canım amcam
canım amcam yok artık. ölmüş.
duymanın verdiği ağırlık. hiç bi kelime bu kadar can yakamaz.
ben burda çay içerken amcam ölmüş.
bi süreç değimişl ölmek. birden ölüyomuşsun ve bitiyormuş.
yanakları herzaman lavanta kokan amcam ölmüş.
şimdi O'nu hangi toprağın altına koyucaklarını düşünüyorlar.
amcam yok, gömülecek.
keşke aklım sınırlı olmasaydı algılayabilseydi bu olayı.
yaslandığım yumuşacık göbeğine bidaha yaslanmıycak olmak.
ben anlamsız 'neden' sorusunu etrafa hoyratça savururken ölmüş.
kan doldu gözlerime. basitliğimden utandım.
bukadar bizimleyken nasılda yıkıcı olabilirki ölüm.
yeni bi amacım daha var artık, ölüme alışmak.
ben çay içiyordum, canım amcam ölmüş
21 Nisan 2010 Çarşamba
1 Nisan 2010 Perşembe
rehavet
ben bu gün örtmen oldum. ilk kez ders anlattım sekizinci siniflara. çok heyecan vericiydi bu duyguyu tarif edemem gurur duydum gibi cümleler elbet kurmuycam şu an. gayette tarif edilebilir hisler benimki. kafam kaşınıyor demek gibi bişi bu.çok küçük bi dünya minicik la. ben sıkışıp kaldım resmen. çırpınmaca. sonunda boğulucaksam niye çırpınıyorum.sordum. cevap yok. geç o zaman.
tarife gelelim. içimde bi storm bi earthquake hatta adeta bi hurricane vardı. ama bunların neferetle alakası yok. başladım derse.gonuştum falan. acaba hep 'napıyorum lan ben burda' hissimi olucak içimde yıllarca. neyse. yine cevap yok. sus ozaman. tamam.
ya ben izlemeliyim bişiyleri anlatan taraf olmamalıyım. yani oraya oturup çocukları izlemenin keyfini hiçbişiye değişmem. kızamamda onlara .
arkadaşım bağırdı örtmen cümleleri kurdu birine 'gel öne otur' dedi. çocuk 'neden' diyicede 'seni belki önde görmek istiyorum' dedi. işte o dedi ve o an bi örtmene dönüştü artık geri dönüşü yok. ben dönüşemedim. güldüm. karşımda dirseğini yalayabilen biri varken nasıl ona kızarım. bence çok komik. ben o çocuğa 'oha nası yapıyon la bana da öğret' demek isterim. tebrik etmek isterim onu bu yetisinden dolayı.ama benim hep gülesim geldi.güldüm de.
tarife gelelim. içimde bi storm bi earthquake hatta adeta bi hurricane vardı. ama bunların neferetle alakası yok. başladım derse.gonuştum falan. acaba hep 'napıyorum lan ben burda' hissimi olucak içimde yıllarca. neyse. yine cevap yok. sus ozaman. tamam.
ya ben izlemeliyim bişiyleri anlatan taraf olmamalıyım. yani oraya oturup çocukları izlemenin keyfini hiçbişiye değişmem. kızamamda onlara .
arkadaşım bağırdı örtmen cümleleri kurdu birine 'gel öne otur' dedi. çocuk 'neden' diyicede 'seni belki önde görmek istiyorum' dedi. işte o dedi ve o an bi örtmene dönüştü artık geri dönüşü yok. ben dönüşemedim. güldüm. karşımda dirseğini yalayabilen biri varken nasıl ona kızarım. bence çok komik. ben o çocuğa 'oha nası yapıyon la bana da öğret' demek isterim. tebrik etmek isterim onu bu yetisinden dolayı.ama benim hep gülesim geldi.güldüm de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)