üçüncü sınıftaydım. okuma parçamızı okumuştuk türkçe dersinde. konu şöyleydi: erikli- amcalı bişiydi. bi amca eşeğinin kefelerine erik yüklemiş gidiyormuş. eşeğin her sallanışında bikaç erik düşüyormuş yere. bunu gören bi çocuk eşeğin ardısıra yürüyüp düşen tüm erikleri topluyormuş. nihayet amca varmak istediği yere varmış. çocuk erikleri adama vermiş. adam şaşkınlıkla bakmış. çocuğun bu davranışından dolayı topladığı erikleri ona vermiş. falan filan. parça buydu işte. neyse. uncu hocam soruları ev ödevi olarak vermişti. bi tane soru şuydu: 'okuduğunuz parçaya uygun bi başlık bulunuz.' böyle bi soruyla ilk kez karşılaşmıştım. bilemedim. erikli- amcalı bi başlık yazdım.sonra ders geldi. sorular cevaplanıyordu. başlıklarımız benzerdi. yalnız bi gız vardı esra. onunki farklıydı. 'dürüstlüğün bedeli' uncu hocam o kadar beğendiki bunu parçanın gerçek başlığı olarak seçti. çok ağırıma gitmişti. nasıl olur, böyle bişiy nasıl aklına gelirdi ki?
sonradan öğrendimki başlığı örtmen olan babası tayin etmişti.
işte bununla başlayan haksızlıklar silsilesi hiç son bulmadı. .
uzayvariyerden sevgilerle. . .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder