18 Şubat 2009 Çarşamba

saat 17 civarı.kolu bacağı tahta basma kumaştan yapılma iki tekli koltuğumuzu camın önüne koyduk-pekte yakıştı- çaydanlığı da camın önüne yerleştirdim.ayaklarımıda kaloriferin üstüne.çayım elimi ısıtıyo ve romanım..'çiçikof sabakiyevskinin evini bulma ümidini artık yitirmişti(çiçikof u her görüşümde çikolatalı gofret geliyo aklıma.ve hep çikigof diye okuyorum,nası bi isim ya bu..)arbacıya hızla uzaklaşmasını emretti...'bi okuyorum.bi çay yudumluyorum.bi sokağı izliyorum.bi düşünüyorum.karşımdaki koltuk boşya.canım arkadaşım bidaha geldiğinde ona sımsıkı sarılıp ^nasılsın?^ diye soracağım.ardından karşımdakı koltuğa oturtup eline bi fincan çay bide roman vereceğim.belki üşür diyede sırtına bi üşüme hırkası.sözcük israfına ne hacet?ayaklarımız kaloriferin üstünde ısınırken arada bi kitaplarımızdaki sevdiğimiz cümleleri paylaşıcaz birbirmizle.-saf huzur-düşünür iken yağmurda yağmaya başladı.çok severim ben yağmuru.adımdanmıki..yada bulutların ağladığını sandığımdanmı..bilemedim.ağlamak,yağmur;gözyaşlarım.aklımda bişiler oluyo yine.gözleriminyaşları..ahh siz bensiniz.benden parçalarsınız içimdesiniz.hepiniz birbirinizden farklısınız.sizleri hoyratça kullanmış olduğum için affedin beni.her yerde herkes için size hiç sormadan yitip gitmenize izin verdim.nası farkedemedim daha önceleri..'Baki olan'için olmadığı sürece daha bırakmam sizi!

Hiç yorum yok: