20 Aralık 2008 Cumartesi

eneee,çok esneticiyimdir

ve sonunda salon olmuştum..kocaman pencereninönüne yayılarak dışarıyı izlemeyle geçen günler-yada metinin evini-itiraf ediyorum bu durumdan artık lezzet alıyorum.
çamaşırlıktan asla eksilmeyen renk renk çeşit çeşit çamaşırlardan yayılan hijyen kokusuyla karışan mutfakta bazen pişen yemeğin kokusu,bazı bazı sağda solda özellikle köşelerde karşılaştığım burun yada ağız silinmiş pis peçeteler,hem yemek hemde ders için kullanılan bir masa-kareborcamın içine yapılmış salatalarla cok dost ağırladı bu masa-,pencere önünde bardaklar,mandalina kabukları,gazeteler,kirli çamaşır sepeti..bunlar nası haz verebilir veriyo işte ben buymuşum lan.yıkanamış saçlarım-işte şimdi tiksindin benden- çorabımın içine kıstırdığım diz çıkarmış eşortmanım, yamulmuş gözlüğüm-allaaaahhh-..ve artık yürümeyi unutmuştum heryere yuvarlanarak gidiyordum ne büyük eğlence sağa doğru yedi kez yuvarlan banyo on kez yuvarlan mutfak amanda aman ne büyük kolaylık hiç yorulmuyordum -bana her yol paristi-..acaba etrafta biri varmı dıye düşünmeden ağzımı sonuna kadar açıp doyasıya esniyordum-rahatla esnemek esnemek ne tatlı bi kelime dimi sende esniycen şimdi..... ahada esnedin-ve evimize son olarak giren 37 ekranla hayatım iyce anlamlandı onunla konuşamaya hatta hareketli şarkılar çalınca karşısında oynamaya bile başlamıştım,sensiz nası hayatta kalabilmişimki-sesine gurban oluyuum,izlemesmde bazen sen öt orda-bir eksiğim kalmıştı..polar battaniyeye sarılarak haşlanmış kestane emiyordum ama bu yetmiyordu çünkü artık kestaneyi sobanın üstünde yapmak istiyordum,feryadımı duyan varsa bı kuzınelı soba lütfen. .

Hiç yorum yok: